Hehe, manyak yahu bunlar...
Şu doksanlar pek acayipti aslında. Seksen sonları doksan başları. Güzeldi. Noksan gibiydi millet biraz. Modayı takip eden birisi hiç bir zaman olmadım, ya da trendleri falan. Üstelik ben doksanlarda Tineyc Mutant Ninja Törtılsla koltuklarda zıplayan, elindeki mandolini gitara benzetip MFÖ klipleri çeviren, Kozbi Ailesini hiç kaçırmayan, Susam Sokağında en çok Kurabiye Canavarını seven, Edi ile Büdü'yü çocukluk idolleri olarak gören, kıvırcık saçlarına tarak girmeyen, ilkokuluna bir sene sabahçı bir sene öğlenci giden, siyah önlüğü olan, akşam ezanı olmadan eve girmeyen, adının rulman olduğunu lisede öğrendiği o zamanlar bilyeli denen rulmanlardan tekerlekleri olan 4 tekerli arabalarla yarış yapan, sokağın sonundaki lastik tamircisinin hurdaya ayırdığı lastikleri aşırıp sokağın diğer ucundan yuvarlaya yuvarlaya yarıştıran peşinden koşan, sokak köpekleri doğurunca yavrularını paylaşan, yarası beresi eksik olmayan bir çocuktum daha. Trend falan da neymiş, ayrıca bananeymiş. Bu tip şeyler ablalar abiler izlerken göz ucuyla bakılan, sonra sokağa kaçılan konulardı hep. Hehe, bugün şöyle bir bakınca, o zamanlardaki giyim kuşam falan, saçlar maçlar, makyaj, o zamanlar sanki başka bir dünyaymış gibi geliyor, herkes başka bir âlemmiş. Dansları falan saymıyorum, ayrı bir tez konusu bile olabilir onlar.
Müzikse, o zamanlar genç kategorisinde olan ablamların playlistinden ibaretti benim için. Evde ne dinlenirse ya da izlenirse bir şeyler kalıyormuş demek ki akılda. Çünkü geçenlerde şu aşağıdaki klibi tv'de görünce ve sözlerini hatırlamasam da mırıldanmaya başlayınca acayip bir şey kapladı içimi. Çocukluk yıllarıma gittim sanki. Hâlâ da gelemedim galiba.
Hehe, hey ahbap kayayı mı yedin?
Şu doksanlar pek acayipti aslında. Seksen sonları doksan başları. Güzeldi. Noksan gibiydi millet biraz. Modayı takip eden birisi hiç bir zaman olmadım, ya da trendleri falan. Üstelik ben doksanlarda Tineyc Mutant Ninja Törtılsla koltuklarda zıplayan, elindeki mandolini gitara benzetip MFÖ klipleri çeviren, Kozbi Ailesini hiç kaçırmayan, Susam Sokağında en çok Kurabiye Canavarını seven, Edi ile Büdü'yü çocukluk idolleri olarak gören, kıvırcık saçlarına tarak girmeyen, ilkokuluna bir sene sabahçı bir sene öğlenci giden, siyah önlüğü olan, akşam ezanı olmadan eve girmeyen, adının rulman olduğunu lisede öğrendiği o zamanlar bilyeli denen rulmanlardan tekerlekleri olan 4 tekerli arabalarla yarış yapan, sokağın sonundaki lastik tamircisinin hurdaya ayırdığı lastikleri aşırıp sokağın diğer ucundan yuvarlaya yuvarlaya yarıştıran peşinden koşan, sokak köpekleri doğurunca yavrularını paylaşan, yarası beresi eksik olmayan bir çocuktum daha. Trend falan da neymiş, ayrıca bananeymiş. Bu tip şeyler ablalar abiler izlerken göz ucuyla bakılan, sonra sokağa kaçılan konulardı hep. Hehe, bugün şöyle bir bakınca, o zamanlardaki giyim kuşam falan, saçlar maçlar, makyaj, o zamanlar sanki başka bir dünyaymış gibi geliyor, herkes başka bir âlemmiş. Dansları falan saymıyorum, ayrı bir tez konusu bile olabilir onlar.
Müzikse, o zamanlar genç kategorisinde olan ablamların playlistinden ibaretti benim için. Evde ne dinlenirse ya da izlenirse bir şeyler kalıyormuş demek ki akılda. Çünkü geçenlerde şu aşağıdaki klibi tv'de görünce ve sözlerini hatırlamasam da mırıldanmaya başlayınca acayip bir şey kapladı içimi. Çocukluk yıllarıma gittim sanki. Hâlâ da gelemedim galiba.
Hehe, hey ahbap kayayı mı yedin?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder