Sevgili günlük...
Sana bir şey söylemem gerekli.
Bugün seni aldattım ben...
Tamamen anlık bir şeydi.
O anda bir yerlere yazmam lazımdı, ve buruşuk bir kağıt parçası ve bitmek üzere olan bir mürekkepli kalemle aldattım seni.
Küçük yeğenim çiğ spagetti yiyordu kıtır kıtır, o anda durumu simultane yazmam gerekliydi, yazdım.
Kahve?
----------------------------------------
Ok. Günlüğümüze karşı vicdanımızı rahatlattığımıza göre, yazımıza geçebiliriz. Bu arada ne yazacağımı unuttum.
Annem torunlarının gelişme aşamaşalarını sürekli bir yerlere not eder. Bu arada annemin iki tane (rakamla 2) torunu var, birisi büyük, birisi küçük. Önce doğana büyük torun diyoruz, sonra doğana küçük. Ama en büyük oğlu benim. Zaten başka oğlu yok. Bir tane kızı var. Kızı da benden büyük. Ben de ona abla diyorum. Ama adı abla değil. Ben ablasına adıyla hitap edenlerden değilim. Enişteme bayağı zamandır enişte demedim, abi derim. Onların çocukları bana genelde dayı der. Ben de onlara kuzu, yavru, len, çocuk, hişt turuncu kazaklı, küçük tay, düdük makarnası, gibi tamlama ve betimlemelerle seslenirim. Hayır, isimlerini biliyorum tabiki. Eğleniriz biz yeğenlerle. Çok severler beni. Ama bu sevgi bazen boyut değiştirip işkenceye benzer. Mağdur da genelde hep ben olurum. Evet ne diyorduk, annem torunlarının gelişim aşamalarını sürekli bir yerlere not eder. Büyük yeğen küçükken -büyük yeğenim de bir zamanlar küçüktü benim- sürekli anneannesiyle vakit geçirirdi. Çünkü bizde kalıyordu. Çünkü ablam çalışıyordu. Büyük yeğen bizde kaldığı için de annem benimle ilgilenmeyi tamamen kesmişti. Ben de zaten İstanbul'da değildim o zamanlar, işin böyle de bir boyutu var. Evin orasından burasından sağa sola iliştirilmiş pusulalar çıkardı. (Pusula; İtalyanca bussola'dan gelmektedir. Küçük bir kağıda yazılmış kısa mektup veya not anlamındadır. Teşekkürler T.D.K.) Bu pusulalarda da genelde annemin kendine has yazısıyla, "şimdi camın önünde, geçen arabalara düt düt diyo", "balkona gelen kediye bakıo, miya miya diyo.", "elini çizdik, bu da benim elim, bi yandan da anini anini diye elimi gösteriyo" gibi şeyler olurdu. Bu tip pusulalar her zaman daha çekici gelmiştir aslında bana günlük. Şimdi aynı şeyleri küçük toruna da yapmaya çalışıyoruz. Çünkü ilerde bunları okuyunca çok güzel oluyor. Mesela bugün kıtır kıtır makarna yemesini yazdık. Annem "Ayol bu fare gibi kırt kırt kırt makarna yiyo, yazsanıza bunları bir yere" dedi. Tabi bana ayol demedi, annem bana ayol demez, oğlum der, çocuk der. Kendisi yazamazdı elinde hamsi vardı çünkü. Biz bugün balık yedik. Ben balık yemem, şnitzel yedim ben. Kaşarlı tavuk şnitzel diye bir şey var, var ya günlük aklın çıkar, acayip bir şey. Neyse, kapatalım bu konuyu. Nayır, Norhan lütfen bu bahsi kapatalım. Tamam Nalan. Nüzgünüm Leyla, bahisler kapandı. Yarına devretti tam 252 mecidiye. (Yazıyla ikiyüzelliiki)
- 252 Kartal - Şişli, Mecidiyeköy'den geçer mi kardeş bakar mısın?
- Geçer abla bin.
- E durursan bineceğiz.
- Duruyorum ya abla.
- Nerede duruyorsun, dursan bineriz herhalde.
- Abla saçmalıyorsun, durmasam nasıl konuşacağız seninle.
- Cep telefonu diye bir şey var kardeşim, insanlar her yerde birbirleriyle konuşabiliyor artık.
- Cep telefonu numaranız yok ki bende.
- Aaa terbiyesiz herif, resmen gündüz vakti taciz etti beni, duydunuz mu duraktaki sakin kalabalık, cep telefonumu istedi. Resmen gözleriynen yedi beni.
- Abla binecek misin bak saat geçiyor, gidecem yoksa?
- Aaa, git ayol git, resmen bu İstanbul'un çivisi çıktı a dostlar.
Ahahayt.
Yetsin mi? Sana şarkı da çakayım mı bir tane? Bakalım, shuffle'ını açalım vinamp'ımızın, heyse hâlin çıksın fâlin, bir de sayı tut, o kadar atlatalım şarkıları. Mesela 17 olsun. Shuffle'da gelecek 17. şarkıyı sana armağan ediyorum. Bekle.
"In Flames - Lunar Strain". Cık. Beğenmedim. Başka tut.
Mesela 9.
"In Flames - Coerced Coexistence". İyi gibi, ama yeterince değil. Başka tut.
Mesela 13.
Vov, budur.
"In Flames - Strong and Smart"
Al bir de benden, içimden geldi,
"In Flames - Murders In The Rue Morgue"
Uzun zamandır seyahatte olan "In Flames" manyaklığım dün gece evi teşrif ettiler. Hazır ol günlük. Akşama sendeyiz.
Sana bir şey söylemem gerekli.
Bugün seni aldattım ben...
Tamamen anlık bir şeydi.
O anda bir yerlere yazmam lazımdı, ve buruşuk bir kağıt parçası ve bitmek üzere olan bir mürekkepli kalemle aldattım seni.
Küçük yeğenim çiğ spagetti yiyordu kıtır kıtır, o anda durumu simultane yazmam gerekliydi, yazdım.
Kahve?
----------------------------------------
Ok. Günlüğümüze karşı vicdanımızı rahatlattığımıza göre, yazımıza geçebiliriz. Bu arada ne yazacağımı unuttum.
Annem torunlarının gelişme aşamaşalarını sürekli bir yerlere not eder. Bu arada annemin iki tane (rakamla 2) torunu var, birisi büyük, birisi küçük. Önce doğana büyük torun diyoruz, sonra doğana küçük. Ama en büyük oğlu benim. Zaten başka oğlu yok. Bir tane kızı var. Kızı da benden büyük. Ben de ona abla diyorum. Ama adı abla değil. Ben ablasına adıyla hitap edenlerden değilim. Enişteme bayağı zamandır enişte demedim, abi derim. Onların çocukları bana genelde dayı der. Ben de onlara kuzu, yavru, len, çocuk, hişt turuncu kazaklı, küçük tay, düdük makarnası, gibi tamlama ve betimlemelerle seslenirim. Hayır, isimlerini biliyorum tabiki. Eğleniriz biz yeğenlerle. Çok severler beni. Ama bu sevgi bazen boyut değiştirip işkenceye benzer. Mağdur da genelde hep ben olurum. Evet ne diyorduk, annem torunlarının gelişim aşamalarını sürekli bir yerlere not eder. Büyük yeğen küçükken -büyük yeğenim de bir zamanlar küçüktü benim- sürekli anneannesiyle vakit geçirirdi. Çünkü bizde kalıyordu. Çünkü ablam çalışıyordu. Büyük yeğen bizde kaldığı için de annem benimle ilgilenmeyi tamamen kesmişti. Ben de zaten İstanbul'da değildim o zamanlar, işin böyle de bir boyutu var. Evin orasından burasından sağa sola iliştirilmiş pusulalar çıkardı. (Pusula; İtalyanca bussola'dan gelmektedir. Küçük bir kağıda yazılmış kısa mektup veya not anlamındadır. Teşekkürler T.D.K.) Bu pusulalarda da genelde annemin kendine has yazısıyla, "şimdi camın önünde, geçen arabalara düt düt diyo", "balkona gelen kediye bakıo, miya miya diyo.", "elini çizdik, bu da benim elim, bi yandan da anini anini diye elimi gösteriyo" gibi şeyler olurdu. Bu tip pusulalar her zaman daha çekici gelmiştir aslında bana günlük. Şimdi aynı şeyleri küçük toruna da yapmaya çalışıyoruz. Çünkü ilerde bunları okuyunca çok güzel oluyor. Mesela bugün kıtır kıtır makarna yemesini yazdık. Annem "Ayol bu fare gibi kırt kırt kırt makarna yiyo, yazsanıza bunları bir yere" dedi. Tabi bana ayol demedi, annem bana ayol demez, oğlum der, çocuk der. Kendisi yazamazdı elinde hamsi vardı çünkü. Biz bugün balık yedik. Ben balık yemem, şnitzel yedim ben. Kaşarlı tavuk şnitzel diye bir şey var, var ya günlük aklın çıkar, acayip bir şey. Neyse, kapatalım bu konuyu. Nayır, Norhan lütfen bu bahsi kapatalım. Tamam Nalan. Nüzgünüm Leyla, bahisler kapandı. Yarına devretti tam 252 mecidiye. (Yazıyla ikiyüzelliiki)
- 252 Kartal - Şişli, Mecidiyeköy'den geçer mi kardeş bakar mısın?
- Geçer abla bin.
- E durursan bineceğiz.
- Duruyorum ya abla.
- Nerede duruyorsun, dursan bineriz herhalde.
- Abla saçmalıyorsun, durmasam nasıl konuşacağız seninle.
- Cep telefonu diye bir şey var kardeşim, insanlar her yerde birbirleriyle konuşabiliyor artık.
- Cep telefonu numaranız yok ki bende.
- Aaa terbiyesiz herif, resmen gündüz vakti taciz etti beni, duydunuz mu duraktaki sakin kalabalık, cep telefonumu istedi. Resmen gözleriynen yedi beni.
- Abla binecek misin bak saat geçiyor, gidecem yoksa?
- Aaa, git ayol git, resmen bu İstanbul'un çivisi çıktı a dostlar.
Ahahayt.
Yetsin mi? Sana şarkı da çakayım mı bir tane? Bakalım, shuffle'ını açalım vinamp'ımızın, heyse hâlin çıksın fâlin, bir de sayı tut, o kadar atlatalım şarkıları. Mesela 17 olsun. Shuffle'da gelecek 17. şarkıyı sana armağan ediyorum. Bekle.
"In Flames - Lunar Strain". Cık. Beğenmedim. Başka tut.
Mesela 9.
"In Flames - Coerced Coexistence". İyi gibi, ama yeterince değil. Başka tut.
Mesela 13.
Vov, budur.
"In Flames - Strong and Smart"
Al bir de benden, içimden geldi,
"In Flames - Murders In The Rue Morgue"
Uzun zamandır seyahatte olan "In Flames" manyaklığım dün gece evi teşrif ettiler. Hazır ol günlük. Akşama sendeyiz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder