Salı, Şubat 26, 2008

Saykoterapi - Episöd:2

Psikoloğa gitsem, hayat psikoloğum için çekilmez olurdu sanıyorum.

- Hoşgeldiniz, bu sefer yolu bulabilmene sevindim.
- Doktor ya bu esprilerini kendine saklasan?
- Espri sevmiyorsun sanırım.
- Yok seviyorum da, espri yapan buzdolabı sevmiyorum.
- Yüzünde soldan kalkmış bir ifade görüyorum anlatmak ister misin?
- Ben hep soldan kalkarım doktor, hurafe bunlar.
- Neden?
- Yatak odamın yerleşimi öyle çünkü.
- Memnun değil misin yerleşiminden?
- Yoo memnunum.
- Sabahları kalktığında kendini yorgun ve bitkin mi hissediyorsun?
- Yorgunla bitkin aynı şey değil mi?
- Öyle mi hissediyorsun?
- "Evet kendimi çok yorgun, bitkin, dışlanmış, horlanmış, bastırılmış, ezilmiş, büzülmüş, çözülmüş, dövülmüş, gerilmiş, devrilmiş, serilmiş, burulmuş, kırılmış, buruşmuş, gömülmüş, kovulmuş, uyuşmuş, karışmış, bulaşmış, terelmiş, yutulmuş, kusulmuş bir ornitorenk gibi hissediyorum." dememi mi bekliyorsun doktor? Nasıl bir doktorsun sen böyle? Bana hiç yardımcı olmuyorsun doktor. Kime diyorum doktoor?
- Dur yavrum ben şimdi sana pastel boyalar da getireceğim, tamam mı?
- Doktor yaa, sende ayrı bir delisin var ya, heh.

Hiç yorum yok: