Sevgili günlük, kar yağıyor kaaaaaar. İçimde tarifi mümkün olmayan şelaleler çağlıyor böyle, yalçın doruklardan uçsuz yamaçlara dökülürken yüzüme suları sıçrıyor, ağzımı açıp yutuyorum hepsini. Manyak oluyorum günlük, manyak oluyorum, manyak oluyorum, manyak oluyorum, manyak gibiyim. Hızlı yazmaktan kendimi alamıyorum günlük, duramıyorum. Delirmenin eşiğini yıkıp geçen eşek gibiyim. Mutluluksa, alnıma düşen bir kar tanesinde ya da ağzımda eriyen. Donmak üzereyim günlük, deli gibi donmak. Kollarımı ardına kadar açıp sarılmak istiyorum gökten yağan beyazlara. Ellerim buz gibi olsun ki tutunca eritmesin küçük ellerini. Sessizliğini dinliyorum yağanların. Sükûnet, sadece Osmanlıca sözlüklerde kalan bir terim olmamalı. Şu sessizliğe bir bakar mısın? Şu sessizliği bir dinler misin? Dünyanın bütün köşelerini yamultuyor bu sessizlik. Mat yumuşak bir eğim kaplıyor cisimleri, susturuyor. Titriyorum günlük, donmak üzereyim. Dişlerim birbirine vuruyor. Göğü hiç bu kadar aydınlık görmemiştim. Vücudumda engel olamadığım kasılmalar oluyor. Göğü hiç bu kadar aydınlık görmemiştim demiş miydim? Demiştim. Kasılmalarım yazmamı engelliyor. Ne yazdığımı unutuyorum günlük. Tekrar tekrar okuyup tekrar yazıyorum. Yazarken tekrar unutuyorum. Düşüncelerim bile elime gelene kadar donuyor. Son raddedeyim günlük, az ötesi bembeyez bir tarla. Saçılıp dağılıp milyonpartikül olup yok olup kar olup yağmak istiyorum. En delişmen haldeyim.
Kar dünyanın akustiğini düzeltiyor günlük. Akort ediyor.
Kar dünyanın akustiğini düzeltiyor günlük. Akort ediyor.
Bu deliliğin şarkısı bu olmalıdır.
Evet mutlaka bu olmalıdır.
Ay kent eskeyp dis hel'dir.
Ay kent eskeyp mayself'tir.
Açıklamamsınot: Bu yazı kar yağarken yazılmıştı, gece 3 falandı dün müydü önceki gün müydü neydi. Hatta ondan da önceki gündü galiba.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder