Cuma, Mart 16, 2007

Pure Dismay

Naber lan günlük, okula gittim ben bugün. Daha önceki günlerde "Çüüüş" dedirten harç borcumun takibini yapmaya gittim, iyiki de gitmişim, "Çüüüş" dediğim borç, yarı yarıya azaldı, beni bu dönemde öğrenci saymamaları gerektiğini enstitüden gelen kağıt ile karara bağlamışlar. Ama ben yine de özlemle beklediğim CanonS3is'ime kavuşamıyorum, hüngürt. Neyse, günlüğün gereksiz -günün getirdikleri- kısmını böylelikle bitirelim.

Vapurla geçtim yine karşıya. "Soilwork - Mindfields" çalarken CD Player'ımda, acıyan gözlerle insanlığın eğlencesi olmuş olan martılara baktım.

Etrafımızdaki bazı insanlar kendilerini bazen ne kadar çok düşürüyorlar... Garip yahu... Ve ne yazık ki bu insanların çoğunluğu erkek... Hehe, ben çok gülüyorum bu hallere. Mesela otobüs duraklarında, kendi aralarında konuşan gençlerin yanına güzel bir bayan geldiği zaman, hepsi birer espri makinesine dönüşüyor ve yüksek sesle birbirlerine espri yapmaya gülmeye başlıyorlar. Ya çok feci bir durum. Yapmayın arkadaşım şöyle şeyler, hayır yani ne bekliyorsunuz, güzel bayan muhteşem esprilerinizden birini duyacak ve yanınıza gelip "Hey genç adam, son zamanlarda senden daha komiğini görmedim mi" diyecek? Ya öldüreceksiniz beni... :) Aynen devam...

Bu durum bayanlarda hiç mi yok, diyeceksiniz şimdi. Bilmiyorum belki vardır, ben rastlamadım daha. Farketmez ki, o da komik.

Bu arada haberleri izliyorum demiştim ya, gene izledim, şu Irak ve Ortadoğu meselesi, haberlerde, oralarda ölen insanlardan o kadar rahat bahsediliyor ki, sanki günlük doldurulması gereken bir kota varmış gibi. Bu da garip...

O zaman yazımızı, bir şarkı sözüyle bitirelim;
What can we do, what can we say...
Our veins are filled with pure dismay...

Hiç yorum yok: