Cumartesi mumartesi demeden amelelik yapıyorum valla, bir iş bulup çalışsam en azından Cumartesi Pazar tatilim olur, ama işsiz olunca her gün mesai, anlamadım ben bu işten birşey. Sabahtan beri bahçedeyim. Yanımızdaki ev satılmıştı, aa ben sana onu söylemedim bak, ya üzüldük, ulan yanımız da apartman mı olacak acaba diye, ama imar buraya apartman yapılmasına müsade etmiyormuş, eheh, iyi oldu. Şimdi yanda bir tadilat falan, bu arada bize cephe olan duvarın üzerine çit yaptılar adamlar, güzel oldu, nerden nereye, "çitin üzerine doğru giden zakkumu budadım" demek için herşeyi açıklamak zorunda kaldım olaya bak. Neyse, sonra bizim arka tarafa yaptığımız bir tane atölyemsi oda vardı, onun kapısına parmaklık yapılacaktı, daha doğrusu yapılmıştı da takılacaktı, ama beyaz boyalı, boyaları dökülmüş paslanmış parmaklığın oraya takıldığını gören annem fıttırabileceği için parmaklığı boyamaya karar verdik. (Bak mesela şimdi o parmaklığın paslı köşesinde beyaz boyanın kalktığı yerin makrosunu çekmek lazımdı, ama fotoğraf makinem yok, öhhüüü. -Bir anlık depresif atak- geçti, neyse tamam) Evet boyamak için önce boya bulunması gerekliydi, daya önceden camların parmaklıklarını boyadığımız mavi boyayı aramaya başladım, ama bulamadım, bu arada mavi boyayı ararken kömürlüğün rafı yıkıldı, bir de onu düzenlemek zorunda kaldım. Bahçede bir oraya bir buraya giderek boya ararken, benim salak hiperaktif kara sokak kedim "cırt" baldırıma tırmığı takıverdi, lan manyak napıyosun. Herif Mart sendromuna girdi herhalde, de bize niye çatıyor anlamadım. Öteki Tekir de yok bayağıdır zaten, iyice serseri oldu. Neyse, manyak kediyi çevremden kovaladıktan sonra, annemin elinde boyayla çevresine parlak hareler saçarak geldiğini gördüm. (Çok sinematografik oldu be, neyse.) Evet boya işini de bitirdim, sonra da yukarıya çıktım, biraz dinlenmek için, işte şimdi yukarıdayım, birazdan ne olur ne olmaz diye soğuk akşamlarda yakmak üzere odun kesmeye ineceğim aşağıya, bir de ikinci kat boyayı atacağım, inmeden biraz dinleneyim dedim, "Ensiferum - Frost" dinlerken, Dorillong, bizim H ile kısa bir diyalog yaptık.
Şöyle ki;
h: naapan ensiferum
h: naapan ensiferum
c: höy
h: sanada höy
c: bahçedeydim,
c: önce zakkumu budadım
c: sonra
h: "Hiperaktivite Babadan Erkek Çocuga Miras " RealAge
c: aşağıdaki atölye gibi odanın kapısına parmaklık yapıoduk onu boyadım
c: şimdi de gidip 2. katı atıcam
c: Allahtan babam hiperaktif değil
h: Allahtan
h: :)
c: ben hiperaktif değilim ki, aksine tembelim ben
h: hadi len
c: ulen nerem hiperaktif benim
h: bolge olarak veremicem
c: ahahaa
h: mesela böbreklerin hiperaktif hiç durmuyor surekli çalışıyor
h: :)
c: ç
c: ç
c: ç
c: çüüş
c: hehehe, yazamadım
c: prostat mıyım acaba?
h: bilemem
c: hehehe
h: ben histerik miyim peki
c: histerik ne?
c: soralım
c: sevgili google, histerik nedir
h: sen google a sor akşam bende sana sorarım
h: :)
h: yemek
c: aşırı duygusal/dramatik kişilik bozukluğu olan.
c: bence sen histerik değilsin, biraz fanatiksin
Sonra H gitti, bir daha da görünmedi, şimdi bende gidiyorum, odun keseceğim, şarkı "Deep Purple - Not Responsible"
Sonra H gitti, bir daha da görünmedi, şimdi bende gidiyorum, odun keseceğim, şarkı "Deep Purple - Not Responsible"

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder