Perşembe, Mart 15, 2007

2 - 3 tane rendelenmiş havuç

Sevgili günlük, sabahları uyanışlarım gittikçe garipleşmeye başlıyor benim. Bugün de çalan telefon ve annemin telefonda ablamla konuşması ile uyandım. Uyandım denemez ama yani, sersem bir halde gözlerini açmadan olan bitenin farkında olma durumu vardır ya, işte o.
Sonra annemle aramızda şöyle bir diyalog geçti;

- Oğlum ben yumurta almaya gidiyorum.
- Tamam, çok geç kalma

ve sonra açılmayan gözlerimi kapalı tutarak uyumaya devam ettim. Sonra tekrar telefon dorilili dorilili diye çalmaya başladı. Bu sefer de ablamla şöyle bir diyaloğumuz oldu;

- Alo.
- Uyuyorum.
- Annemi versene telefona.
- Annem yumurta almaya gitti.
- O zaman yaz şimdi dediklerimi.
- Gelir birazdan uyuyorum ben.
- Yaz, gelince yapacakmış annem bunu.
- Bi dakka...
- 2 - 3 tane rendelenmiş havuç...
- Bi dakka kalem arıyorum...
- 2 - 3 tane rendelenmiş havuç...
- Kalem yazmıyor bi dakka...
- 2 - 3 tane rendelenmiş havuç...
- Ok
(Devamı havuçlu kek tarifi)

Sonra kapı açıldı ve giderek camekanın kenarına çarptı, böyle olduğu zaman bunun kontrolsüz bir açılış olduğu, ve genellikle rüzgar tarafından açıldığı bellidir. İçeriye bir soğuk. Babam içeri girerken kapıyı kilitlememiş, sokağın bütün soğuğu benim odama doluverdi. Ya şimdi kalkıp kapatsam kapıyı, iyice uykum açılacak, kapatmasam donup kalacağım öyle, nitekim kalkmadım. Vurdum kafayı çektim yorganı kafama kadar yumdum gözlerimi, ama uyuyamıyorum, annem geldi o arada "Bu kapı neden ardına kadar açık böyle" nidaylarıyla. Bu arada mart ayı sendromu yaşayan kediler oraya buraya işemeye başlamışlar, annemden sabah yorumlarını dinledim. Mırrrnaw, miyaaouuw, kssss, gibi serzenişlerle birbirine bağırıp çağıran kedilerin sesleri arasında sızmışım sanırım.

O yarım saatlik sızma sırasında çok garip bir rüya gördüm. Tüm sülale feribotla bir adaya gidiyorduk, sonra tropikal bir adaya geldik, 3 katlı ahşap evlerden oluşan bir yerdi, en üst katın balkonuna çıkarken merdivenlerde yaklaşık 5 senedir görmediğim akrabamı gördüm. Sonra balkondan denize bakınca sanki elimi uzatsam değecekmişim gibi bir mesafeden geçen dev şilepler, gemiler ve bir de denizaltı gördüm. Denizaltı görünce aklıma ikiz kuzenlerim geldi, severler onlar böyle şeyleri, balkondan aşağıya seslendim, "Oğlum denizaltı geçiyor lan bakın" diye. Sonra bütün gemiler yanyana uzakta bir yerde durdular. Bizi getiren feribot yoktu ama. Böyle bir şey işte, sonra uyandım.

İnsan çok kısa zamanda çok karmaşık rüyalar görebiliyor.

Hiç yorum yok: