Çarşamba, Şubat 07, 2007

1 Şubat Sabahlaması

Sevgili günlük naber? Bugün okula gittim. Ya da bir saniye bugün olmayabilir. Dün gittim. Ama sanki bugünmüş gibi geliyor bana. Dün müydü? Bugün ayın kaçı? 1 Şubat. Tamam, dün gitmişim. Dün öğlen vakitleriydi sanırım evden çıktım. (Bu ne ya, yazamıyorum, yanlış yanlış harflere basıyorum sürekli.) Okula gittim, evet orada kalmıştım. Ne için gittim? Bakalım hocamızı bir görelim değil mi, Perşembe sunum yaparız demişti, bir gidelim "Hocam" diyelim, "Ne zaman yapıyoruz sunumu?" diyelim. Ama yok işte, böyle iyi niyetli olduğun zaman olmuyor. Ulan kimse yok okulda, biz burada sunum tarihi bekleyelim sap gibi. "Acaba yarın mı sunum tarihim?" sorusunu kafamdan atamıyorum, "Yarın mı?" değil tabi, artık "Bugün mü?" oldu. Okulda kimseyi bulamayınca, panolarda da sunum tarihi falan yazmadığını görünce büyük ihtimalle bunlar tarih falan belirlemediler, salladılar diye düşündüm. Ama bir yandan da, içimde bir ses "Ulan bir de yarınsa sunumun, aha oğlum yan bastığının resmidir." deyip duruyordu. Acayip bir stres altında ve sinirlenmeye meyilli bir şekilde Mecidiyeköy'e gittim. Mecidiyeköy'e niye gittim, T'la oturduk muhabbet ettik biraz. Akşam oldu, bu arada babamın doğum günüydü bugün. Bugün değil be dün. Akşam tekrar okula uğrayayım dedim, içimdeki "Oğlum çok fena yamultacaklar seni bu hocalar" düşüncesini biraz olsun hafifletirim diye. Ama yok, bu sefer de kilitli kapının camekanına donk diye yapışınca aklım başıma geldi. "Ahhaa" dedim. Ama önce "Ah" dedim. Kapı açılmayınca kapıya çarpmıştım çünkü. Sonra da "Ahhaa" dedim, çünkü aklım başıma gelmişti. Git evine sunumunu bitir dedim kendi kendime, ne olur ne olmz, aferin bana. Ama olamadı tabi, aile bireyleri ablamlara gitmişler. Neyse, ne yapalım bu saatte köprü trafiği çekilmez diyerekten, vapur iskelesine yollandım. Vapur güzeldi, en azından sıcaktı yani, hatta bir ara uyudum bile denebilir. Uykum hörtdedenek içeriye girip akordiyon çalmaya başlayan bir şahıs tarafından bölündü. Akordiyon kelimesi akord'dan mı geliyor acaba, bak yok yere aklıma takıldı şimdi. Neyse. Sonra akşam abladaydık. Babamın doğum gününü kutladık. 01:00 falandı sanırım eve geldik. Evet görev ve sorumluluk bilincimin bastırmalarıyla, gerzek bir boşvermişlikle bugüne kadar beklettiğim bu sunumu bitirmeye karar verdim. Uykuma engel olarak oturdum bilgisayarın başına. Bu arada Mecidiyeköyde muhabbet ettiğim T msn'deydi. H'da vardı, saatte 02 falandı. Ne anlatıyorum ben ya? Neyse. Bu arada "Barda" isimli filme gitmemiz gerektiği anafikrini çıkardığımız mini bir konuşmadan sonra H gitti. T kardeşim sağolsun 04:30'a kadar dayanabildi ancak. Benim de uykum falan iyice kaçmıştı zaten. Nihayet sunumu bitirdim ama, yani tam olarak süslemeye fırsatım olmadı tabi, yüzeysel bir geçiş, görsel bir taksim. Saat kaç ya? Uyusam mı biraz acaba. Okula gideceğim bugün ben. Sunum bugün değildir inşallah. Salak mıyım ben biraz ya? İnsan bilgisayarın fan gürültüsüyle başbaşa kalınca çok muhasebe yapıyor, evet evet salak olmalıyım. Gözlerim ağrıyor. Karnım aç. Şu "Barda" filmine gideceğim karar verdim. Gözlerimle birlikte sırtım da ağrıyor. Acaba uyusam mı biraz? Yok ya uyursam kalkamam şimdi. Çay mı yapsam acaba? Annemi mi beklesem, o yapsın? Okula kaçta gitmek lazım? Ya bir de sunum bugünse? Ama insan bir haber verir değil mi ya, telefon diye bir şey var? Ne yapacağım yaw, neyle sunacağım ayrıca? Okulun laptopu lazımdı, ayarlamadık hiç. K okulda mıdır ki? Ondan isterim. Hele bir kahvaltı edeyim de bakarız bir çaresine. Ya da az biraz uyuyayım ben ya... Daha fazla gevelemeden de bu yazıyı bitireyim. Başım dönüyoor. Getir bakim evladım bayramda gelen likörlü İsviçre çikolatalarından, yiyelim yiyelim kafayı bulalım... Bayramda da likörlü çikolata mı yenir be yaw. Ahahayt. İyi değilim ben. Saatte 08:15 olmuş. Şarkı vardı ya böyle çocuk şarkısı gibi, "Bu sabah saat tam 8:15 vapurunda, onu gördüm çarşıda, düşlerimi kaybettim, yanlış oldu galiba...

Evet, Red Hot Chilli Peppers'la güne başlamak da fena olmuyormuş, gülesim geldi klibe

Hiç yorum yok: