Salı, Ocak 23, 2007

Prélude

Sevgili gümbürt. Nader? Masıl gibiyor? Walla yoruldum ben bugüm çok. Sence represif bir mercan adası bulup, mermerit bir hamakta geçiremez miyiz yazı? Ya da laplagün bir kayık bulup, sapsakil bir limanda demirleyemez miyiz tura? Olmadı tavan kerpetenleriz ne olacak ki? Karnımız doysun yetmez mi? Yetmezse pazarları erteleriz salıya. Tam olarak bunu istemiyorum aslında, yarım olarak bunu istiyorum fotokopisinde. Kerevizlerin mor olmasını istiyorum ben turp gibi. Olmazsa kerevitler zor olsun. Ya da terebentin kör olsun. Ya da derebeyleri bu kadar başına buyruk olmasalardı en başından. Taşına kuyruk olan saçına savruk bir kaşına kavruk olsalardı, öbür kaşına lavuk. "Neysem oyum" deselerdi sersefil bir veranda edasıyla. Son anda yakalanan boranda kurulsalardı ertesi günden salıya. Tahta kurularının söküldüğü pespaye bir halıya benzeyen ıslak zeminde, yaşama hakkını terleyen bir oyuncuyum deseydiler en alt perdeden. Serde servermez bir sıfat varken, yerdeki bu ıslak merak neden ki? Bilmem. Kaşkolsun ya... Sen de böyle yaparsan, başkanları ne yapmaz. Homili gırtlak hurma dayak. Koyun koynamaktan sıkmayan mayınları saymaya mecalim kalmadı. Maruzatım tam olarak mazeret sayılamaz. Kazulet bir zerafet temsili olan vasati kırk çöpten oluşan çıra setleri kasaplarda satılmaktadır çünkü. Katılıyorum aynen. Katılıyorum gülmekten. Hayret, hükmen galip başladım yekten oynatılan telâşa. Hem, nerede bu yahninin soğanı? Mısırla iyi gider misiniz, ya da ısrarla kovanına girmek isteyen arıları kovan adamın hissikablelvukusundan şüphe duymaz mısınız? Doğan bir şikayeti boğarak elde edilen temettüden kime ne fayda gelir? Doğrudan mordan bir ormandan gelen borcam kalpli bu davranışlar, sarmalarsa dört bir yanını, kim kimdir bilmeden yaşanmış bir ömürde baki kalan sadece iyi niyet mi olacaktır? Yoksa sadece samimi bir çift doğru mudur, üzeri örtülü yanıltmacanın arasından sızan arsız ağrı kesici?

Off ya, amma dağıttım, işin kötüsü uykum da yok...
(Gece yazılmış bir yazıydı, şimdi eklendi)

Hiç yorum yok: