Pazartesi, Aralık 11, 2006

Takıntılı Yürüyüş

15 dakikalık ufak yürüyüşüm sırasında gene garip garip şeyler gördüm, var mıydılar ya da bana mı öyle geldiler bilmiyorum ama neyse zaten çok da önemli değil.

Mesela balıkçının tezgahında hiyerarşik olarak dizilmiş balıklar çok garipti, yanyana ve boy sırasına dizilmişlerdi, saf düzeni içinde alınmayı bekliyorlardı. Mutlu gibi görünüyorlardı kendilerini aydınlatan spot ışıklar altında, sanki denizden kendi istekleriyle çıkmışlar da parlak derilerini tezgahta sergilemek için can atıyor gibiydiler. Canlarını vermişlerdi oysa ki çoktan. Tavanda gırtlağından giren çengel burnundan çıkmış halde asılı duran dev balığın hissiyatını ise çözemedim. Ağzı açık kalmıştı, şaşkınlıktan olsa gerek. Ya da hayal kırıklığından.

Yürürken yanımdan geçen kadın, takribi 7 yaşlarındaki çocuğuna, "Bir daha çikolata yiyemeyeceksin!" dedi. Çocuk korkudan "Niye?" bile diyemedi. Geçip gittiler yanımdan. İyiki de gittiler, üzüldüm çocuğa. Umarım kadın yaptığı hatayı anlar. Neyse.

Yumurta toptancısı var burada bir tane, önünde ise horoz heykeli var iki tane, yani en azından birisi tavuk olamaz mıydı? Sonuçta bu yumurtayı beraber yapmıyorlar mı?

Marketin önünde ekmek kırıntılarını yemeye çalışan güvercin o kadar yaklaşmama rağmen kaçıp uçmadı, açlık böyle bir şey olsa gerek.

Eve geldim kimse yok, nerede bu millet ya?

2 yorum:

Asli Ustok-Morel dedi ki...

hahahahaha uzun zamandir gelmemistim sayfani okumaya, kendiminkini de bayagi ihmal ettim. geldim sayilir, bu yazina cok guldum. ben o acima hissiyle cok sevdigim zipkin avini birakmak zorunda kaldim :(

Cumhur dedi ki...

evet uzun bir ara oldu gerçekten, olsun, keyifler yerinde olsun da, aralar kapanır boşver.
O his fena, tahmin etmeye çalışıyorum ama zor.