Bizim evimiz 10 yıl öncesine kadar falan sobalıydı, ya da 15 tam hatırlamıyorum.
- Annee, biz ne zaman kalorifer döşettik?
- Duyamıyorum şunun sesini kıs biraz.
- Biz ne zaman kalorifer döşettik?
- Orada bağırma gel yanıma söyle mutfaktayım.
- Ya neyse, çok da önemli değil zaten.
Evet o zamanlar, ki daha torba kömür denen şey icat edilmemişti, ya da bizim mahalleye uğramamıştı. Biz kamyonlarla linyit kömürünü yığardık bahçe kapısının önüne. Kamyonlarla deyince sanki bütün Soma'yı toplatıp gelmişiz gibi oldu, bir kamyon işte neyse.Koca koca parçalar halinde dangur dungur paldır küldür kamyon döker giderdi, ulan bir dur yardım et öküz arabası. Neyse tabi, adamın işi değil o gerçi, zaten kimse işinden bir damla fazlasını yapmaz o da ayrı bir konu, neyse efendim, ellerimizde baltalar, el arabaları, biz gideriz ormana hey ormana. Kır babam kır. Kır babam kır. Biraz da yapıştırmaya uğraşılsa olmaz mı? Sabah kendi renginde olan el arabası, akşam iş bittiğinde kapkara olurdu, sanki biz olmazdık. Rengi ayrı, tozu apayrı. Partiküller saçılırdı her bir tarafımıza. Koca koca linyit bloklarını baltalarla yıkardık. Yık babam yık, yık babam yık. Biraz da yapmaya uğraşılsa olmaz mı? Ne zor olurdu kömür karasını vücudumuzdan çıkarmak. Neyse ya, nereden geldim ben bu konuya? Lan bir yere girmedin ki ordan gelesin, deli misin? Ama başladım yazmaya ben? Başladın ama daha bişey yazmadın. Bak gene "yayımlamadın, yayımlamazsan yazmış sayılmazsın" geyiğini yapacaksan hiç başlama. Hadi lan uğraşamam senle. Sonradan torba kömür diye bir şey icat ettiler, güzel bir icat, en çok ben sevindim herhalde kömürlerin ufak parçalar halinde torbalarda taşınmasına. Sibirya olması lazımdı, yoksa ısıtmazdı, bir de çevreyi kirletirdi Sibirya olmazsa. Lan salak mısınız, kömür işte, hepsi kirletiyor çevreyi ne farkeder? Biri çok kirletiyor, biri az kirletiyor. Ee sonuçta bu çevre kirlenmiyor mu? Kirleniyor. Kim temizleyecek bunları? Biraz da temizlemeye uğraşılsa ya? Mesela dökümcülük, gelişmiş ülkeler bu işi bırakalı yıllar oldu geçti, yüzyıllar olacak neredeyse, döküm işlerini sanayisini geliştirmekte olan ülkelere yaptırıyorlar, niye, pis iş çünkü. Pisişik bir durum aslında, alakasız alakasız yazıyorum gene. Hızlı ve öfkeli diye film var ya çok sevildi, yavaş ve sakin diye bir film çevrilse kimse sevmeyecek mi? Hayko Cepkin diye biri var, Benim sakin olmam lazım mı ne öyle bir şarkısı var, ol, bize niye söylüyorsun ki bunu, benim de sakin olmam lazım, bak ben millete benim sakin olmam lazım diye söylüyor muyum? Ayrıca benim cidden sakin olmam lazım, aa ben size hocaların bana 3 ay uzatma düzeltme verdiğini söylemiş miydim? Söylemediysem söyleyeyim, ne işinize yarayacaksa? Ocak ayına kadar yeniden deney yapmam lazım, durdum durdum da en sıkışık zamanımda iş buldum, ben salağım biraz salaak. Otursana evinde. Arkadaş işte, kıramadık, tamam dedik, hay dilim kopsaydı. Ya bakacam eğer olmuyorsa, "Patron" diyeceğim "Bana eyvallah". "Ya biliyorum sizin için çok zor olacak, bensiz bu işyeri yürümez. Ama işte olacak şeylerin önüne geçilmiyor hayatta. Kusura bakma patron..."
"Circus" diye şarkı var. Kimden mi, tabi ki Passenger'dan. Ahanda koyacağım zaten buraya. İsteyen dinlesin. Güzel şarkı. Ya ben güzel şarkı diyorum da, bana göre güzel tabi. Beğenen beğenir, beğenmeyen dinlemesin.
Circus'u bilmeyen var mı? Celcius değil bee, Circus circus. Circumstances de değil be ne alakası var? Circus. Sirk ulan sirk. Her şeyi de açıklattırmayın, iyi ki "Cicus" değilmiş. Bazen düşünüyorum keşke sirkte çalışan bir dublör olsaydım. En azından altlarında ağ var. Sirkte çalışan dublör ne demek lan? Onun adı akrobat. Hehe, her neyse işte...
Amaağn, karnım aç zaten, canım da sıkkın, ne dediğimi de bilmiyorum aslında pek. O yüzden buraya kadar okuyup da, "ne dio lan bu" dediyseniz özür dilerim, yaklaşık bir 5 dakikanızı benim için harcamış oldunuz, size 5 dakika borçluyum. Şarkıyı da dinlediyseniz 4:17 de oradan, ooh. Vaktim olunca öderim artık. Zaten kimlere neler borçlu değilim ki, sıraya siz de girin n'olacak... Ayırca son not: Kombi taktırdık diye eski güzel sobamızdan vazgeçecek kadar da vefasız değiliz. Hâlâ ara sıra yakarız sobamızı, kestane falan yaparız üzerinde, çay demleriz mutfağa gitmek zor gelir diye...
Açıklamalar;
18 üstü vatandaşlar, bu blogda yazanları okuyup da hayatınıza buna göre yön vermeye kalkmayın sakın.
18 - 13 arası genç vatandaşlar, bu blogda yazanları okuyup da okuldan falan soğumayın, okul iyidir, ama çok da fazla alttan alınmaz.
13 aşağısı vatandaşlar, bu blogda yazılanları okuyup da ne yapacaksınız? Ne işiniz var burada, hadi bakayım, go go go. Gidin oyun oynayın. Misket oynayın mesela, bilir misiniz bilmem? Bizim yeğene öğrettim ben misket oynamayı yutar hepinizi haberiniz olsun... Hadi bakim, güldüğüme bakmayın, görmeyeyim bir daha buralarda.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder