Pazar, Kasım 05, 2006

Otopark Faresi

Evvet, yine bir solukta geldik günün sonuna, uyumadan önce bir yazı patlatayım dedim. Zira bugün güzel bir gündü. Diyeceksin ki niye? Güzeldi işte, yani güzel bir gündü, güzel bir gün olarak bitiyor. Öyle işte, neyse.

Bugün şu çok konuşulan "Sınav" isimli filme gittik, 3 5 7 arkadaş. Gerçekten çok güzelmiş, yani ben çok beğendim. Şu var ki, arkadaşlarla filme gitmenin yanlış tarafının rahatça gözyaşı dökememek olduğunu bir kez daha yaşadık. Komik bir filmmiydi, eh, duygusal bir filmmiydi, eh. Her öğeyi içinde barındıran hoş bir filmdi diyerekten, gıcık olduğum televizyonlardaki sinema yorumcuları gibi bir hale bürünmeden bu konuyu kapatayım.

Bilenler olacaktır Maltepe E-5'te Carrefour var. Otoparkında mahsur kalan ilk insanlar olma şerefine erişiyorduk bugün az daha. Bizim V ile. Daha önce de bu çeşit bazı durumlara düştüğümü hatırladım bu arada V ile. Sorunun kimde olduğunu acilen bulmam lazım.

Film bitti, 22:20 falan saat. Etraf tenha, kalabalık dağılmış, dükkanlar kepenk kapatıyor falan. İniyoruz yürüyen bantlarla katları aşağı doğru. Zaten yukarı doğru inilmez ki aşağı doğru inilir. Saçma bir açıklama oldu, ama oldu artık. Otopark katına geldik, bizim V atladı bizim araba burada diye, yok oğlum değil, yok abi burada, iyi madem, vedalaştık diğer arkadaşlarla, onlar bir kat daha ineceklermiş. Biz de geçtik otoparkta araba aramaya başladık. C3 bölümü, nerde nerde derken, bölümlerin B'de bittiğini yüzümüzde acı bir "has..tr" ifadesiyle farkettik. Tabi sorun yok, cool'uz ya, bir kat daha ineceğiz sadece değil mi, heh, öyle değilmiş. Çünkü alışveriş merkezi kapandığı için girişleri kapatmışlar, açılmayan kapılar feci moralimizi bozdu, anlık bir panik atak yaşadık, çıkıştan çıkmakta olan 2 3 kişiye hop dur abi tut mut falan derken, tabi adamlar "Deli mi bunlar ya" der gibi gülümseyerek bize bakıyorlar, gül gül o kapı bir kapansın bende sana gülecem birazdan, ama kapılar kapandı tabi, koş koş yetişemedik. Son kapının da yüzüme kapanmış olması ciddi bir panik hissi doğurdu bak ne yalan söyliyeyim. Kaldık mı sap gibi otoparkın ortasında. Kafayı çalıştırmamız lazımdı, ne olabilir, asansör vardır, evet, asansörü bulalım. 2 3 dakika asansör aradık, tabi ışıklar kademeli olarak söndüğü için her dakika biraz daha karanlıklaşıyordu etraf. Yukarı aşağı hareket eden kırmızı led ışıkları gördüğüme bu kadar sevineceğim aklıma gelmezdi. Ama sevincim kursağımda kaldı, asansörler de kapanmıştı çünkü, hüngürt, kimse yok mu kardeşim yaaaa. Ulan koskoca alışveriş merkezinin otoparkında bir V ile ben mi varım. Işıklar da iyice söndü. Ayak sesleri duyduk o arada, aha bir insan, koş koş yetişelim, abii abii, adam da korktu tabi, ulan noluyo der gibi bir tırstı önce, karanlıkta iki tane adam üzerine koşuyor haklı adam. Aaa kuryeymiş. "Abi alt kata inmemiz lazım bizim" dedik, adam da sağına soluna bir bakındı, kapıları gösterdi, ya abi geç, kapalı onlar. Durdu durdu, otoparkın en karanlık ve ücra köşesini doğru gösterip, "Şurada yol var" dedi. Ulan yol var dediği yer zifiri karanlık, yol değil 10 metre ötesi gözükmüyor. Yol var da, bakalım biz bulabilecek miyiz? Gidelim bakalım, cep telefonlarının cılız ışıklarıyla ilerlemeye başladık, ha birde o arada telefonların çekmediği acı gerçeğini farkettik ışıklarını yakınca. Tabi çok geyik oldu o arada aramızda, otoparkta, gece, karanlıkta, telefon yok, ulan acaba filmlerdeki otopark katilleri falan var mıdır buralarda diye. Sonra V, Max Payne'e benzetti ortamı, sağdan soldan birileri atlarsa naparız acaba diye senaryolar yazdık. Ben de Half Life'a benzettim gerçi, levye varmı lan, yok bende nötron silahı var. "Aa cidden de orada yol varmış bu arada" diyerek serin sular serpildi içimize, gittik, bulduk, bindik, geldik, bugün de böyle bitti, uykum geldi sonları biraz hızlı geçtim. Eğlenceli bir durum oldu ama, bir daha olsa gene yaparım, ama aynı tadı vermez.
Günün anlam ve önemi: Otoparkta arabanızı bıraktığınız katı iyi bilin.
Günün şarkısı: "Rainbow - 16th Century Greensleeves"

Hiç yorum yok: