
Okyanusta zıplayan bir yengeç işte.
Papa Roach'la başlıyoruz bugün günlük. "Not Listening" dinliyoruz şu anda. Ama olmaz ki, anlamak istiyorsan önce dinlemeyi öğrenmen gerekmez mi? Prezantabl olmak yetmez, biraz da rantabl olmak lazım. Tee hatırlarım lisans yıllarından, robust tasarım diye bir laf atmıştı, içeriye giren kıza "Misis kıloz dı dor" deyip, ingilizce konuştuğunu zanneden profesörümsü hocam. "Çüş" demiştik, "Ne dedi kıza." Hop hocaya çüş denmez. Ne denir? Mister and Missis Brown ingilizcesi işte. Gencecik kızı evlendirdi iki dakikada. Gel bu adamın dersini dinle ondan sonra sen. Hey gidi hey, dönem boyunca ne anlattığını da hiç anlamamıştım zaten, biz genelde onun dersinde F'le maniler yazardık geyik muhabbetine. Gel, al tepegözü koy asetatları, oku dur. O okur dururdu, biz kudururduk. Kudurmak derken sinirden o ayrı. Saygı çerçevesine varak işlerdik altından. Bir şeye de evreka diye bağırtamadın ya bizi neyse. Elektrikler gitti ders iptal, alın fotokopileri evde okuyun. Kiradan çok tutardı fotokopi paraları. Derse bak. Artis, tepegözü de bir taneymiş kimsede yokmuş böylesi, bilmem kaç lümen ışırmış. Havalara bak. Sen de ışısan ya biraz, bir tepegöz kadar olamadın dönem boyunca. Şarkı değişti, "The Wake - Darkness of Mine" oldu.
"Çocuklar sınav sayfa 92'ye kadar." "Ne?.." Sadece 92 sayfadan sorumlu olmanın dayanılmaz hafifliğini mi yaşayayım, yoksa zaten anlamadığım şeyleri niye okuyup durduğumu mu düşüneyim. Ne işe yaradığını görmediğim şeyleri ezberlesem ne olacakki pardon? Unutmayacak mıyım 5 gün sonra zaten? Robust da robust. Ulan robust robust, ne robustu, sağlam dayanıklı işte. Türkçen yok mu senin? Sayenizde öğrendim zaten robust olmayı sağolun varolun. Sınıfın çalışkanlarından sayarlardı beni. Ama çalışmazdım ben çok, yatarak geçtiğimi söylerlerdi, niyeyse, hiç bir hocayla yatmadım halbuki şimdiye kadar. Annem hep sorardı "Sen nasıl geçtin oğlum bu derslerini, ders çalışırken görmedim ki ben seni hiç?" Artık o da vazgeçti sormaktan. Hehe demek ki valla bir de ders çalışsam neler olacakmış. Şarkı değişti, "Banana Way" oldu hani şu Capoeira, zıppıdı zıppıdı dans mı ediyorlar kavga mı ediyorlar birbirine karışan bir dövüş sanatı var ya, onun müziği. Capoeira, Brezilyadaki ormanların içindeki ağaçsız alanlara verilen isimmiş, Brezilya Portekizce'sinden gelirmiş. Çok lazımdı valla sağol.
Şarkı değişti "Deep Purple - A Twist In The Tale" oldu. Oldu oldu, hikayede bir değişiklik oldu bir anda. Planlarım değişti, planaryalarım planör pilotu oldu. Ama It's all right. Ok. All right reserved. Galiba özlüyorum zümrüt denizlerin enginlerini.
Hani demiş ya birisi, kimse kim, çok da ilgilenmiyorum kim olduğuyla, "Hayat bazen acımasız bir öğretmendir, önce sınavı yapar, sonra dersi verir" diye. Heh. Aman doğru da olsa farketmez yanlış da olsa farketmez. Ne yani, notla mı korkutacaksınız bizi?
Eve geldim, aslında geldiğimden beri de aynı şarkıyı dinliyorum, ahanda alttan birinci üstten üçüncü yandan yancı. Tavsiye edilir... "Blackmore's Night - St. Teresa" Bu yazıyı aslında daha önce yazmıştım, o saydığım şarkıları da daha önce dinlemiştim. İyi de bundan size ne ki? Ne bileyim sorumlu hissettim kendimi birden. Bence sorumlu değil sorunlusun sen. Olabilir.



