Geçen gün babamın başına gelen bir hadise, olayı derinlemesine bilmiyorum, bir memura bir iş yaptırması gerekiyormuş, adam babamın elindeki kağıdı almış bakmış bakmış "Olmaz ama, hadi bu seferlik yapalım" demiş. Babam da çekmiş adamın elinden kağıdı, cart curt yırtmış, "Yok yapma o zaman" demiş. İlham oldu bu da bana, bana zaten bu aralar herşeyin ilham olası var. :)
Çok saçma bir laf. "Ay olmaz ama, hadi bu seferlik yapalım" Ulan dingil ukala, bir şey oluyorsa oluyordur, olmuyorsa olmaz. Oluyorsa yapacaksın zaten bu senin görevin. Olmuyorsa sen nasıl yapıyorsun, kimsin sen.
Böyle gerilere gittim, acaba ben de karşılaştım mı böyle bir durumla diye, bir düşündüm, hâlâ da düşünüyorum. Tam aynısı değil ama çok saçma bir durumla karşılaşmıştım. Okulda olmuştu, öğrenci belgesi alacaktım sanırım, enstitüdeki kadın, "Ay ama önce oradaki kağıda isminizi yazmanız lağzıım" dedi, "İyi yazalım o zaman" dedim bende, yazdık, tak tak iki tuşa bastı, yazıcıdan çıkardı belgeyi, gitti imzalattı. Verdi. Sonra da, "Yazdığınız ismi şimdi karalayın" dedi. Lan dalga mı geçiosun? Aptal etti beni 2 dakika içinde. Madem karalatacan, niye yazdırıyorsun, deli misin divane misin? Töbe töbe.
Şu "Olmaz ama hadi bu seferlik yapalım" lafı tamamen başvuranı ezmek için kurulmuş, böbürlenme kokan bir cümle yapısı. Düdük makarnası, hasbel kader memur olmuşsun oraya, kendini oraların sahibi zannediyorsun. Lütfetti, "Ay olmaz ama hadi bu seferlik yapalım". "Ay n'olur yap, sen olmazsan işler yürümez burada valla".
Bu arkadaşların bir de küçük dağları ben yarattım havaları var ki, of tadından yenmez. Bişey sorarsınız, önce bir bakarlar böyle, sonra dinlerler, sonra da sanki orada yokmuşsun gibi, gidip başka işlerle uğraşırlar. 5 dk sonra gelirler. Unutmuşlardır tabi ne sorduğunuzu, bir daha dinlerler, sonra başka bir yere yönlendirirler sizi. Bir de kıyafet ve görünüşe göre hitap etme yetenekleri süper gelişmiştir. Mesela karşısındaki adamın giyinişi, anlattıklarını anlamayacak bir sosyokültürel sınıfa ait insanlarınkine benziyorsa, birşey anlatmaya çalışmazlar. Hede hödö tadında birşeyler gevelerler. Yani "Uğraşamam şimdi senle git başımdan" demektir bu. Kuyruk ne kadar uzun olursa olsun, asla mesai saatinden 1 dakika bile önce işe başlamazlar. Ve asla mesai saatini 1 dakika bile uzatmazlar. Daha çok var da neyse. İşlerini layıkıyla yapan kişileri rencide etmeden bitireyim. Onlara bir sözüm yok. Ya kimseye bir sözüm yok zaten, sanki buraya yazmayla düzelecek sanki herşey. 2 kere sanki kullanmışım bu arada, anlatım bozukluğu olmuş. :P
Görev bilinci denen bir şey var herhalde dimi, yani olması gerek, ama insanların daha kendi bilinçleri bile yerinde değilken, görev bilinci de nesi?
Şarkı önermesi yapalım bir de; "Bullet For My Valentine - Spit You Out"
Çok saçma bir laf. "Ay olmaz ama, hadi bu seferlik yapalım" Ulan dingil ukala, bir şey oluyorsa oluyordur, olmuyorsa olmaz. Oluyorsa yapacaksın zaten bu senin görevin. Olmuyorsa sen nasıl yapıyorsun, kimsin sen.
Böyle gerilere gittim, acaba ben de karşılaştım mı böyle bir durumla diye, bir düşündüm, hâlâ da düşünüyorum. Tam aynısı değil ama çok saçma bir durumla karşılaşmıştım. Okulda olmuştu, öğrenci belgesi alacaktım sanırım, enstitüdeki kadın, "Ay ama önce oradaki kağıda isminizi yazmanız lağzıım" dedi, "İyi yazalım o zaman" dedim bende, yazdık, tak tak iki tuşa bastı, yazıcıdan çıkardı belgeyi, gitti imzalattı. Verdi. Sonra da, "Yazdığınız ismi şimdi karalayın" dedi. Lan dalga mı geçiosun? Aptal etti beni 2 dakika içinde. Madem karalatacan, niye yazdırıyorsun, deli misin divane misin? Töbe töbe.
Şu "Olmaz ama hadi bu seferlik yapalım" lafı tamamen başvuranı ezmek için kurulmuş, böbürlenme kokan bir cümle yapısı. Düdük makarnası, hasbel kader memur olmuşsun oraya, kendini oraların sahibi zannediyorsun. Lütfetti, "Ay olmaz ama hadi bu seferlik yapalım". "Ay n'olur yap, sen olmazsan işler yürümez burada valla".
Bu arkadaşların bir de küçük dağları ben yarattım havaları var ki, of tadından yenmez. Bişey sorarsınız, önce bir bakarlar böyle, sonra dinlerler, sonra da sanki orada yokmuşsun gibi, gidip başka işlerle uğraşırlar. 5 dk sonra gelirler. Unutmuşlardır tabi ne sorduğunuzu, bir daha dinlerler, sonra başka bir yere yönlendirirler sizi. Bir de kıyafet ve görünüşe göre hitap etme yetenekleri süper gelişmiştir. Mesela karşısındaki adamın giyinişi, anlattıklarını anlamayacak bir sosyokültürel sınıfa ait insanlarınkine benziyorsa, birşey anlatmaya çalışmazlar. Hede hödö tadında birşeyler gevelerler. Yani "Uğraşamam şimdi senle git başımdan" demektir bu. Kuyruk ne kadar uzun olursa olsun, asla mesai saatinden 1 dakika bile önce işe başlamazlar. Ve asla mesai saatini 1 dakika bile uzatmazlar. Daha çok var da neyse. İşlerini layıkıyla yapan kişileri rencide etmeden bitireyim. Onlara bir sözüm yok. Ya kimseye bir sözüm yok zaten, sanki buraya yazmayla düzelecek sanki herşey. 2 kere sanki kullanmışım bu arada, anlatım bozukluğu olmuş. :P
Görev bilinci denen bir şey var herhalde dimi, yani olması gerek, ama insanların daha kendi bilinçleri bile yerinde değilken, görev bilinci de nesi?
Şarkı önermesi yapalım bir de; "Bullet For My Valentine - Spit You Out"

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder