Pazartesi, Eylül 25, 2006

Üni-Mani

Geçiyor, bugün de geçti. Günlük be, zaman hızlı geçiyor farkında mısın?

Depresif değilim ya, aksine iyiyim... Tez enstitüde bekliyor, aman beklesin, sunum hazırlanacak, amaan hazırlarız, biter mi bitmez mi, biterse biter bitmezse bitmez, salla... O kadar okumak yan etki yaptı, artık okulu çok taktığım söylenemez. Hatta okulu taktığım söylenemez. Okuma hevesine kapılmış delikanlılar genç kızlar okuyun da adam olun. Ama adam gibi okuyun. Ya tabi şimdi böyle ÖSS sonrasında ak sakallı dededen öğütler gibi olmasın ama, ben lisedeyken hayal ettiğim üniversite ortamını bulamadım üniversitede, yüksekte bulurum belki diye yüksek yaptım o daha beter. Tecrübeli bir öğrencinin yazılarını okuyorsunuz ona göre, işkembeden sallamıyoruz bunları. Çok işinize yarar bunlar, tercih rehberi falan hikaye...

Bir kere üniversitede gereksiz bir "geniş"lik var. Üniversiteye yeni başlayacak olan arkadaşlar bakınız, "Hoca 10 dakika gelmezse ders düşer, hadi dersi düşürelim" lafı uydurmadır, kanmayın. Üniversiteyi özgürlüklerinin doruk noktası olarak gören arkadaşların sersem saçma inanışlarıdır bunlar. Çünkü siz dersi düşürürsünüz, ama 5 dakika sonra o hoca muhakkak gelir. Ve yine muhakkak sınıfı terketmeyen insanlar olacaktır. Gelen hoca da yoklama yapmadan gitmez. Mal gibi kalırsınız ondan sonra, milletten ders notu dilenmeye başlarsınız.

Sonra, hocaların gözüne girmek için sınıfa tepegözü getirme, tebeşir bulma (ki pekçok günümüz üniversitesi hâlâ tebeşir kullanır), gibi aktivitelere hemen atlamayın, çünkü bu tip işler ilk tutanın elinde patlar. Kitlerler sana tepegözü sene boyunca sınıf sınıf taşır durursun.

Üniversitede sınıf başkanlığı kavramı, bölüm başkanına yalakalık yapma becerisi ile doğru orantılıdır. Ama başkanın sınıf içinde hiç bir yaptırımı yoktur, "Lise mi lan burası" diyip oturturlar adamı, çok fazla heveslenmeyin. "Harbiden de, lise mi lan orası ne başkanı."

Endüstri okuyacak olan arkadaşlar, ilerde Taylor diye bir adamla tanışacaksınız, çok yormayın kafanızı anlayacam diye, adam çözmüş olayı, ezberleyin gitsin. Bir de Makine Mühendisleri size sürekli "Makine'den ayrılmış bölümsünüz siz" falan diyeceklerdir. Telâşa hiç gerek yok, "Makine Elemanları sınavınız ne zaman?", "Akışkanlar nasıl gidiyor?" gibi sorularla düşmanı püskürtebilirsiniz. Yok yok düşman değil, kardeş onlar kardeş, ah canlarım benim.

İlk haftalarda, muhakkak sınıfta fırlama tipler olur, gözlemleyebilirsiniz zaten, bu arkadaşlar böyle nedense sürekli bir aktivite, sosyalleşme, kaynaşma çabası içinde olurlar. Göze batayım, ortamlara akayım, okulda tanınayım gibi heveslere kapılırlar, komik olurlar aman diyeyim. Başka da bişey demeyeyim.

Sakin olun ya, cool dostum, yok mu mp3 player'ın falan, al dinle paşa paşa, ne ortamı. Dersine bak, ilk haftalardan sorarlar hocalar hep. Çok sıkıntı çekersen ben sana bir playlist yollarım, gençliğe hizmetimiz olsun o kadar. Sizler bizim geleceğimizsiniz, bizi mahvetmeyin. Çüş lan sanki ben çok yaşlıyım, ne diyorum ya sapıttım iyice. Hem banane, okursanız okuyun okumazsanız okumayın, hatta okumayın, önce ben bir iş bulayım, sonra okursunuz, işsizlik var kardeşim, habire bitirip bitirip geliyorsunuz okulları, dellendirmeyin adamı.

Hadi bak bu yazı uzun oldu 3 şarkı birden önereyim size bugün...

"The Cranberries - Salvation"
"Blackmore's Night - Play Minstrel Play"
"In Flames - Reroute to Remain"

Hiç yorum yok: