Şu yeşil otobüslerdeydim gene bugün. Okula gittim.
Şimdi bu otobüslerde kafama takılan bazı şeyler var benim. Örnek misal farzumahal, for example;
"Acil Çıkış"
Şimdi tavanda bir talimat var, "Acil durumda, beyaz yüzeye bastırınız, kaplamayı sökünüz, içerideki kolu çeviriniz" Eee anlamadım ki, ne olacak kolu çevirince? Ben o kadar şeyi yapana kadar ölürüm zaten.
Bir de acil durum kavramı kişiden kişiye değişir yani, mesela hamile bir kadın var otobüste sancılandı, "Aha acil durum", "Napıcaz?", "Bir dakika bekleyin ben ne yapılacağını biliyorum", "Hop zıpla", "Beyaz yüzeye bastır", "Kaplamayı sök", "İçerde kol varmış bir tane, onu çevir". "Ne tarafa abi?", "Ulan çevir işte ne bileyim". "Ee bişey olmadı?" "Öbür tarafa çevir" "Abi tek tarafa dönüyomuş bu zaten" "Hay...!"
Eee ne oldu şimdi, talimata uyduk. Aferin.
Bir de otobüste kenarlara yapıştırılan talimatlar var 3 tane yanyana resim. İkaz baabında. Nedir bunlar? Birincisi, "sigara üzerinde çizgi". Ne demek bu "sigara içmeyin", tamam. İkincisi, "Dondurma, patates kızartması, kola üzerinde çizgi". Ne demek bu "Dondurma, patates kızartması ve kola ile girmeyin ", hadi bu da tamam. Bir de bunların arasında bir resimli ikaz daha var, "Kalın bir çizgiyi tutan iki tane el", haydaa, ulan bu ne? Borulardan tutunun" mu demek istiyorlar yani bize? 40 yıllık otobüs kullanıcısı millete hakarettir bu yaw. Biz biliyoruz aslanım onları. Sen ABS'yi ASR'yi icat etmeden önce biz otobüslerde boru tutuyorduk, kızdırma kafamızı.
Ayrıca bir konu da şudur ki, otobüsler daha pahalı olmalı bence, çünkü sadece yolcu taşıma işi yapmıyorlar, tekerlekli sauna görevi de görüyorlar. Dünyanın neresinde var böyle lüks kardeşim. Şıpır şıpır terliyorsun, 3 kilo veriyorsun Taksim-Kozyatağı arasında. Bir de tekerlekli tiyatro özelliği var ki özellikle trafik yoğun saatlerde, hiç sormayın, Bugün amcamın birisi, "Ya Almanların beğenmediği otobüsleri bize gönderiyor işte M. firması" dedi. Allaaah Allaah, amcam, dış alım ihalelerini titizlikle takip ettiği gibi, Alman sosyo-ekonomik altyapısını da yemiş yutmuş. Bir de klimalı otobüste, en arkadan şöföre "kaptan klimaları açsanaaa" diye bağırma durumu var, o zaten bambaşka bir hengame. Çünkü şöför büyük ihtimalle duymaz, bağırtısına karşılık bulamayan sinirli şahıs, en öne kadar gider sıkışık otobüste milleti ezerek, şöförün yanına gelince, "kaptan klimayı açsana" der. "Kaptanda cool bir bakışla, "açık zaten" der. Ben de orda yarılır gider.
I love Mass Transit... :)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder