Pazartesi, Ağustos 07, 2006

What is The Matrix Uleeyyn?

Aslında yoksunuz, ne siz, ne görüntünüz, ne hayaliniz. Bu evler, bu yollar, bu arabalar. Hatta biz de yokuz. "What is The Matrix Uleeyyyn?" o zaman.

Matrix cidden kafamı kurcalayan bir akıl ürünüydü, hatta ikinci defa izlediğim nadir filmlerdendi. Tabi 8 defa izlediğim Rocky4'ü, 3 defa izlediğim Esaretin Bedeli'ni, sayısını hatırlamadığım Hababam Sınıfı'nı ve aklıma şu anda gelmeyen takıntı filmlerimi saymazsam. (Kendime Fikir: Takıntı olduğun filmlerin listesini çıkar. Olur abi çıkarırım.)

Baktığımız zaman herşey normal değil mi? Evler statik, arabalar dinamik, insanlar kaotik, bazıları medyatik, bazıları romantik, bazıları sentetik.

Ama varlar mı? "Varolmanın dayanılmaz ağırlığı" mıydı, öyle bir şey vardı, nerde duydum hatırlamıyorum. Olup olmamaları da aslında çok önemli değil zaten, şunu öğrendim yalnızlık insanı aldatmaz hiç. O yüzden iyi birşeydir. Ama şu da var ki, aldatılmaktan korkmak kötüdür. Peki bu bir tümevarım mıdır? Her aldatan kötü olacak diye bir kanun var mıdır? Neyse, bir dur bakayım konudan sapmaya başladım. Ulan ne konusu, konu monu yok, deli misin nesin ya.

Siyah - Beyaz olmalı dünya bence. Evet - Hayır. Doğru - Yanlış. Aradaki renklere gerek var onları kastetmiyorum, ama aradaki seçeneklere gerek yok. "Belki!" Ne demek ya "belki"? Bir şey varsa vardır, yoksa yoktur. Doğruysa doğrudur, yanlışsa yanlıştır. Kime göre doğru kime göre yanlış o da ayrı bir muamma zaten. O zaman ben şu anda yanlış bir şey söylüyorum. Muammaysa, neyin doğru neyin yanlış olduğu belli değilse, aradaki seçeneklerinde aslında ne oldukları belli olmaz ki. Böylelikle olup olmamaları gerektiğini tartışmak da ayrı bir gereksizlik olur. Öyle mi olur? Oldu bile.

Evet, kendi ortaya attığı fikri, hemen arkasından gelen cümlede çürüten bir insanın yazısını okudunuz. Allah bana akıl fikir versin. Ya tamam size de versin. Herkese versin, toptan akıllanalım, bu dünya iyice karışsın.

Ben size şarkı önereyim en iyisi; "Daft Punk - Da Funk"

Hiç yorum yok: