Bu yazı aşırı şiddet ve olumsuz örnek olabilecek davranışlar içerdiği için 13 yaşından küçük arkadaşlarımızın okumaları sakıncalı olabilir. Okumazlarsa iyi olur, eğer üniversite falan okuyup, hatta yükses lisans yapma gibi bir hayalleri varsa bu yazıdan sonra bu hayalleri çöküntüye uğrayabilir. Ama tabiki duyarlı bir toplum ferdi olarak bunu istemeyiz. Zaten bu uyarıyı da o yüzden koyduk. Sosyal olgu. Toplumsal algı. Böbrek üstü bezlerinden salgı.
- Evlat varsa bir istediğin söyle çekinme.
- Abi C4 lazım. Biraz da para.
- Napıcan olum C4'ü? Hadi parayı anladık da.
- Abi lazım
- Oğlum öyle hop deyince C4 bulunmaz.
- Nitrogliserin de olur. Sıcaklığı 4280 dereceye çıkıyormuş biliyor muydun?
- Bilmiyordum.
- Dinamit yapımında da kullanılıyormuş biliyor muydun?
- Cık.
- Peki Alfred Nobel tarafından keşfedildiğini biliyor muydun.
- Hadi ya bilmiyordum. Neyse evlat sana ne lazım başka?
- Abi bana huzur lazım ya, ama o da sende yok.
Yarın, yani bugün, okula gidecem bakim, hocam nerelerde napıyor bensiz. Aldı tezi, telefonu falan da verdik ama hiç, insan bi arar "oğlum nerdesin, bak ben tezini okuyorum, çok beğendim, aferim, gel seni asistan alıcam yanıma" falan der, ama nerdee, yok olur mu, hiç aramaz, ille biz gidecez dolaşacaz peşinde, kapılarında sürünecez günlerce. Bulamayacaz sinir olacaz, sıcak ayrı girecek, yol parası ayrı girecek. Hiç düşünme sen bu öğrencilerini, hiiç. Ama ben şu C4'ü bulabilseydim sana gösterecektim de, neyse işte.
Yarın, yani bugün, gidicem, girecem odasına (tabi kapı kilitli değilse). Hemen yavşar, "Aa gel oğlum naber ne yaptın." "Ne yaptım, bak hocam göstereyim" dicem bende, çantayı açacam, akşamdan özenle hazırladığım odunu çıkarıp gümbedenek geçirecem alnının ortasına. Tabi önce bi afallayacak "Aıgh naptın oğlum" falan diyecek, bende "Dur hocam daha bişey yapmadım" diyerek, sürekli masasının üzerinde duran ve ne işe yaradığını 3 senedir anlayamadığım yamuk yumuk kaynak edilmiş parçaları tak tak atacam kafasına, "Ne lan bunlar böle, 3 yıldır geliyoz gidiyoz, insan bi tozunu alır şunların" dicem. "Ah ıh alırım tabi ya niye almayayım" falan diye saçmalarken, "1950 yılından kalma küflenmiş kitapların durduğu metal dolabı da üzerine devirecem. "Al" dicem "al", "öğrettiğin şeylere bak biraz, tarih öncesi devirlerden kalma bilgiler sokup duruyon kafamıza, millet ayda kaynak yapıyor, sen burda MIG - TIG kastırıyon bize." Tabi bununla da kalmayacam, çünkü o anda tam bir deşarj yaşıyor olacam, psikopatlık seviyemde yeni bir eşik değer olacak, odayı da ateşe verip, kapısına dolabın altından sızan kanlarla "Tez Konusu: Nasıl Kafayı Yedirttiler" yazacam.
Offf ya formüle bak: Enine Distorsyon(mm)= 0,16*g*tanV/2 + 0,4*G
Sorun 1: Ben bu formüldeki harflerin ne olduğunu önce anlayamadım.
Sorun 2: Anladım.
Sorun 3: Kendi yaptığım deneylerle uzaktan yakından alakası olmayan sonuçlar çıktı.
Sorun 4: Ayrıca bence bu formül yanlış. Hani bunun paso sayısı, kaynak tekniği sabiti, ısı giriş değişkeni.
Şimdi asıl sorun şu aslında, ben bunları hocaya az önce saydığım aksiyonları uygulamadan önce mi söyleyeyim, yoksa sonra mı söyleyeyim. Sonra söyleyeyim en iyisi. Çünkü önce söylersem tepemi attırır hemen, bunların hiç birini yapamadan, direkt odunla girişirim, hiç deşarj olamam, yol param da boşa gider.
Farkettim, şarkı önermesi yapmamışım ben;
"Ritchie Blackmore - Beethoven's 9th" (Difficult to Cure albümünden)
Hatta bu söylediklerimi hocaya uygularken bunu dinleyeyim diye düşündüm bir an, ama empeüçpleyır'ım olmadığı aklıma geldi sonra.
- Evlat varsa bir istediğin söyle çekinme.
- Abi C4 lazım. Biraz da para.
- Napıcan olum C4'ü? Hadi parayı anladık da.
- Abi lazım
- Oğlum öyle hop deyince C4 bulunmaz.
- Nitrogliserin de olur. Sıcaklığı 4280 dereceye çıkıyormuş biliyor muydun?
- Bilmiyordum.
- Dinamit yapımında da kullanılıyormuş biliyor muydun?
- Cık.
- Peki Alfred Nobel tarafından keşfedildiğini biliyor muydun.
- Hadi ya bilmiyordum. Neyse evlat sana ne lazım başka?
- Abi bana huzur lazım ya, ama o da sende yok.
Yarın, yani bugün, okula gidecem bakim, hocam nerelerde napıyor bensiz. Aldı tezi, telefonu falan da verdik ama hiç, insan bi arar "oğlum nerdesin, bak ben tezini okuyorum, çok beğendim, aferim, gel seni asistan alıcam yanıma" falan der, ama nerdee, yok olur mu, hiç aramaz, ille biz gidecez dolaşacaz peşinde, kapılarında sürünecez günlerce. Bulamayacaz sinir olacaz, sıcak ayrı girecek, yol parası ayrı girecek. Hiç düşünme sen bu öğrencilerini, hiiç. Ama ben şu C4'ü bulabilseydim sana gösterecektim de, neyse işte.
Yarın, yani bugün, gidicem, girecem odasına (tabi kapı kilitli değilse). Hemen yavşar, "Aa gel oğlum naber ne yaptın." "Ne yaptım, bak hocam göstereyim" dicem bende, çantayı açacam, akşamdan özenle hazırladığım odunu çıkarıp gümbedenek geçirecem alnının ortasına. Tabi önce bi afallayacak "Aıgh naptın oğlum" falan diyecek, bende "Dur hocam daha bişey yapmadım" diyerek, sürekli masasının üzerinde duran ve ne işe yaradığını 3 senedir anlayamadığım yamuk yumuk kaynak edilmiş parçaları tak tak atacam kafasına, "Ne lan bunlar böle, 3 yıldır geliyoz gidiyoz, insan bi tozunu alır şunların" dicem. "Ah ıh alırım tabi ya niye almayayım" falan diye saçmalarken, "1950 yılından kalma küflenmiş kitapların durduğu metal dolabı da üzerine devirecem. "Al" dicem "al", "öğrettiğin şeylere bak biraz, tarih öncesi devirlerden kalma bilgiler sokup duruyon kafamıza, millet ayda kaynak yapıyor, sen burda MIG - TIG kastırıyon bize." Tabi bununla da kalmayacam, çünkü o anda tam bir deşarj yaşıyor olacam, psikopatlık seviyemde yeni bir eşik değer olacak, odayı da ateşe verip, kapısına dolabın altından sızan kanlarla "Tez Konusu: Nasıl Kafayı Yedirttiler" yazacam.
Offf ya formüle bak: Enine Distorsyon(mm)= 0,16*g*tanV/2 + 0,4*G
Sorun 1: Ben bu formüldeki harflerin ne olduğunu önce anlayamadım.
Sorun 2: Anladım.
Sorun 3: Kendi yaptığım deneylerle uzaktan yakından alakası olmayan sonuçlar çıktı.
Sorun 4: Ayrıca bence bu formül yanlış. Hani bunun paso sayısı, kaynak tekniği sabiti, ısı giriş değişkeni.
Şimdi asıl sorun şu aslında, ben bunları hocaya az önce saydığım aksiyonları uygulamadan önce mi söyleyeyim, yoksa sonra mı söyleyeyim. Sonra söyleyeyim en iyisi. Çünkü önce söylersem tepemi attırır hemen, bunların hiç birini yapamadan, direkt odunla girişirim, hiç deşarj olamam, yol param da boşa gider.
Farkettim, şarkı önermesi yapmamışım ben;
"Ritchie Blackmore - Beethoven's 9th" (Difficult to Cure albümünden)
Hatta bu söylediklerimi hocaya uygularken bunu dinleyeyim diye düşündüm bir an, ama empeüçpleyır'ım olmadığı aklıma geldi sonra.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder