Salı, Ağustos 22, 2006

Şşşşşşşşşşşşş...!


Sessizlik olsun, zifiri karanlık gibi, saf sessizlik.

Tek bir yağmur damlası düşsün önce, tek bir "şıp" sesi duyulsun. Hatta kimse de farketmesin. Sadece fırtına bekleyenler farketsin. En kusursuz fırtınaların bile tek bir yağmur damlasıyla başladığını bilenler görsün, ilk yağmur damlasını. Sonra damlaların ikincisi düşsün bahçedeki asmanın mor üzüm tanesine. Üçüncüsü diyemiyorum çünkü birden başlayacak sağanak. "...And the storm begins." "...And justice for all".

Göğün yarıldığı zannedilsin, herkes korksun. Gökgürültüsü kavramını yerinden oynatacak bir gürleme olsun, birden. Aniden koşuşturma başlasın, herkes ayrı bir yöne kaçsın, kaçacak delik arasın, pervazlara umut bağlasın. Ama yağmur durmasın, her bir yönden yağsın, öyle şiddetlensin ki, bacaları yıkılsın evlerin. Rüzgar gazete bayilerinin kulubelerini uçursun, tüm gazeteler etrafa saçılsın. Islak kağıtlar insanlara yapışsın. Koşuşsun insanlar yine, pervazlarda yer kalmasın. Kararsın ortalık artık, bulutlar güneşi kapatıyor çünkü. Köprü altları su dolsun, viyadükler göl olsun, düklerin düşeslerin boyaları aksın, gerçek yüzleri ortaya çıksın. Fareler yayılsın yollara kanalizasyonlardan. Nehirler yollardan aksın, bir tek ağaçlar sağlam kalsın. Sonradan dikilmedilerse.

Yağmur dursun artık, şaşkın insanlar kalsın sadece yollarda, "Neydi bu?" desinler. Bulutlar dağılsın yavaşça, güneş ışığı biraz ısıtsın ve kurutsun. Yüzler gülümsesin. Unutulsun fırtına.

Hiç yorum yok: