Gitmek istediğiniz yerden geliyorum ben...
Gitmek için çabaladığınız, aralıksız koşturduğunuz. Ama bilin ki mutluluk yok orada. Hayal kırıklığı var hep, üzüntü var. Karmaşa var. Ne idüğü belirsiz insanların sahte gülüşleri var. Yetişeceğim diye heveslenmeyin sakın, koştukça uzaklaşan bir ışık var. Yaklaştıkça uzaklaşan, gözlerinizi kırptığınız an kaybolan, metrelerce ilerde parlayan... Gitme işte, dur! Dinlemiyor musun? Kaybolmak mı istiyorsun o ıssız ormanda, ormandan daha vahşi bir platformda, etrafındaki çakallar yine bugün çok formda. Dinle biraz, aç gözlerini. Kaldır başını, ger ger ger boynunu, yere bakarak önünü göremezsin, çıkar at gözlüklerini, hedefin tek değil... Güzel sanıyorsunuz hala oraları. Hayal gözlerinizi kör etmiş sizin, perde inmiş, katarakttan beter. Kendiniz mi görmek istiyorsunuz? İnanmıyor musunuz bana? Gidin o zaman. Geri döndüğünüzde ben burada olmayacağım, tabi dönebilirseniz. Orada yaşlı bir amca var, selvinin altında oturur hep, elinde bir gitar, sürekli birşeyler çalar, gittiğinizde benden selam söyleyin görürseniz. "Gelmeyecekmiş bir daha buralara" diyin, hep onu isterdi. "Git" derdi bana. Size de diyecektir. Ama dinlemeyeceksiniz onu biliyorum, gördüğünüz manzara gözünüzü kamaştıracak çünkü, kör olacaksınız, "Bu köhne ihtiyar ne bilir ki" diyeceksiniz. Kötü olamayacağına inandıracaksınız kendinizi. İlerlerken, ihtiyar, size de gülüyor olacak, bana da gülmüştü çünkü. Arada bir giderdim gitar dinlerdim. Ölümcül gitar soloları vardır. Komaya sokar adamı. Neyse ya, size niye anlatıyorum ki bunları, nasılsa dinlemiyorsunuz... Hadi bye...
-İhtiyar... Bir 25 yıl çalsana...
-Ağır gelir evlat bu şimdi sana...
-Olsun be baba, çal sen...
Gitmek için çabaladığınız, aralıksız koşturduğunuz. Ama bilin ki mutluluk yok orada. Hayal kırıklığı var hep, üzüntü var. Karmaşa var. Ne idüğü belirsiz insanların sahte gülüşleri var. Yetişeceğim diye heveslenmeyin sakın, koştukça uzaklaşan bir ışık var. Yaklaştıkça uzaklaşan, gözlerinizi kırptığınız an kaybolan, metrelerce ilerde parlayan... Gitme işte, dur! Dinlemiyor musun? Kaybolmak mı istiyorsun o ıssız ormanda, ormandan daha vahşi bir platformda, etrafındaki çakallar yine bugün çok formda. Dinle biraz, aç gözlerini. Kaldır başını, ger ger ger boynunu, yere bakarak önünü göremezsin, çıkar at gözlüklerini, hedefin tek değil... Güzel sanıyorsunuz hala oraları. Hayal gözlerinizi kör etmiş sizin, perde inmiş, katarakttan beter. Kendiniz mi görmek istiyorsunuz? İnanmıyor musunuz bana? Gidin o zaman. Geri döndüğünüzde ben burada olmayacağım, tabi dönebilirseniz. Orada yaşlı bir amca var, selvinin altında oturur hep, elinde bir gitar, sürekli birşeyler çalar, gittiğinizde benden selam söyleyin görürseniz. "Gelmeyecekmiş bir daha buralara" diyin, hep onu isterdi. "Git" derdi bana. Size de diyecektir. Ama dinlemeyeceksiniz onu biliyorum, gördüğünüz manzara gözünüzü kamaştıracak çünkü, kör olacaksınız, "Bu köhne ihtiyar ne bilir ki" diyeceksiniz. Kötü olamayacağına inandıracaksınız kendinizi. İlerlerken, ihtiyar, size de gülüyor olacak, bana da gülmüştü çünkü. Arada bir giderdim gitar dinlerdim. Ölümcül gitar soloları vardır. Komaya sokar adamı. Neyse ya, size niye anlatıyorum ki bunları, nasılsa dinlemiyorsunuz... Hadi bye...
-İhtiyar... Bir 25 yıl çalsana...
-Ağır gelir evlat bu şimdi sana...
-Olsun be baba, çal sen...
"25 Years - 3:40"

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder